|
Osmanlı Dönemi
Bu tesisler; suyun toplanmasını,şehre taşınmasını ve şehir içinde dağıtılmasını sağlayan üç ana grupta incelenebilir. İlk dönemlerde su çeşitli derelerden su alma ızgaraları ile alınmış ve çökelt me havuzlarında kaba pisliklerinden
arındırılmıştır. Daha ileri dönemlerde derelerin doğal debisi şehrin su ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalmaya başlayınca Kağıthane ve Alibeyköy derelerinin çeşitli kolları üzerine Osmanlılar tarafından yedi adet bent inşa edilmiştir.
Derelerden toplanan suların şehre iletilmesi için yapılan isale hatları ise kilometrelerce uzunluğundadır.Bu isale hatları belli bölgelerde duvarları tuğla ve kaba taş ile örülü ve içinden insan geçebilecek boyutlardaki galeriler şeklinde yapılmıştır.Galerilerin bakımını yapabilmek için belli aralıklarla bacalar inşa edilmiştir.isale hattı boyunca karşılaşılan vadiler kemerler vasıtası ile aşılmış. İsale hattı boyunca yer yer üzeri açık olan ve salma mecra diye adlandırılan kanallar, belli bölgelerdede künk borular kullanılmıştır. İsale hattı boyunca sızdırmazlığı sağlamak ve su kaybını önlemek için Lökün denilen bir çeşit macun kullanılmıştır. Pompalama ve terfi işlemi o dönemler için mümkün olmadığından suyun uzak bir bölgeye taşınmasında yerçekimi kuvvetinden istifade edilmiş ve su kanallarına 1 / 1000 gibi son derece hassas bir eğim mükemmel bir başarı ile uygulanmıştır. Bu yolla şehre getirilen sular belli bölgelerde inşa edilen ve adına Maksem denilen merkezlerde toplanmış ve bu maksemlerdende suyun,su dağıtma sandığı ve değişik çaplardaki lüle'ler ( Boru ) ile çeşmelere ve değişik yapılara su dağıtımı sağlanmıştır. Zaman içerisinde suların boşa akmasını önlemek için çeşmelere musluk takılmaya ve hazne yapılmaya başlanmış,suyun akmadığı gece saatlerinde oluşan basınç sebebi ile su şebeke sistemindeki boruların patlamaması içinde su terazileri inşa edilmiştir.
![]() Osmanlı dönemi su tesislerine ait olan yapılardan bentler ve kemerler ile çökeltme havuzlarının hemen hemen tamamı, galerilerin ise çok az bir kısmı günümüze kadar ulaşmış ancak isale hatları ve şehirşebekesine ait künk boruların neredeyse tamamı yok olmuştur. Osmanlılar döneminde yapılan çeşmelerin ise yüzlercesi günümüze ulaşamamış dahi olsa hala 1000 civarında çeşme ve sebil büyük bir kısmı harab durumda olmakla beraber varlığını sürdürmektedir. Sahip duğu tarihi çeşme sayısına bakılarak İstanbul'un bir Çeşmeler Şehri olduğu söylenebilir.
|